İlİşkİde Yapılan Çılgınlıklar, Maceralar ve Daha Fazlası...


Böyle bir konuya nerden girdiğimi yazayım ilk olarak. Bilgisayarı kurcalarken bazı eski fotoğraflara ve maillere rastladım. Aralarında zamanında yapmış olduğumuz acayiplere dair ipuçları vardı. Sonra düşündüm, 2.5 sene içerisinde neler neler yapmışız diye? Bunu yazıya döküp hem ölümsüzleştirmek, hem de bu sayede blogla arayı kapatmak istedim. Bu esnada 6 tane mail bile gelmiş, yazmamı isteyenler var. En büyük gazı onlardan aldım, bir de buradan attıkları mailler için teşekkür ediyorum :)

Konumuza girelim. Hiçbir zaman sıradan, monoton bir insan olmadım, olamadım. Hayatımda her daim aksiyonu sevmişimdir. Biraz kafadan çatlak yaşamak lazım bu ülkede, yoksa bu ülkenin gündemi adamı kanser eder. Hayatımı bir kişiyle paylaşmaya başladığım zaman doğal olarak en kıymetli şeyim olan zamanımı da paylaşıyorum. Sabaha kadar Whatsapp'te aptal aptal mesajlaşmalar, telefonda konuşurken 10 dakika süren "önce sen kapat, hayır ölümü kemir önce sen kapat" seansları, buluşup bir parkın bankında mal gibi oturma süreçleri bana göre değil. Çünkü zaman 24 saat ve biz maalesef satın alamıyoruz. Hem de ilişkiyi her daim dinamik tutmakta fayda var. Karşımdaki insan da benim kadar deli olduğu için yerli bir Chuck & Blair modundaydık biz. Canımız ne isterse onu yapıyorduk. Bu uğurda da kendimizi rezil durumlara sokmuşluğumuz da var, başımıza acayip şeylerin gelişi de. Neler mi? buyrun:

1. Film izlediğim bir akşam bana mesaj attı beyefendi. Genelde bir şey izlerken rahatsız edilmeyi sevmem ama insanın sevgilisinin ayrı bir yeri oluyor tabi. Durup duruken şunu yazmış:

"Sana çiçek aldım"

İyi bok yedin yani, ne alaka lan? Saat akşam 9, sen evinde ben evinde. Ne çiçeği? Ben de "Niye?" diye sordum. "İçimden geldi" dedi. İçinden gelmesin canım yazacaktım ama yazmadım. Konuşma burada bitti, ben filme döndüm. Yarım saat sonra aradı beni. 

"Çiçeğini almaya gelmeyecek misin?"

"Götümü kaldıracak halim yok. PES, FIFA alsan kaldırırdım ama" Bildiğiniz taşak geçiyorum yani.

"Kapının önündeyim, gel çiçeklerini al"

Çüş, oha! Arabasıyla bizim sitenin içine girmiş, ki güvenlik telefon ederdi gelenleri, artık nasıl ikna ettiyse anlamadım. Balkona çıkıp baktım, ciddi ciddi gelmiş. Bizimkilere hava almaya çıkıyorum dedim, pijamayla aşağı indim ahhdhd. Bu beni öyle görünce gülmeye başladı, sanki daha önce hiç pijamayla görmedi. Yolda gelene kadar 3 demet daha çiçek almış, yemin ediyorum hala hatırlarken bile utanıyorum. 

Bunlar ne lan diye çıkışmak istedim, bu aldı çiçekleri attı resmen üzerime. Hayır, Allah'tan etrafta kimse yok. Sakallı herifin teki sakallı başka bir herife 4 demet çiçek veriyor, görseler durumu nasıl açıklıcam ahaha... 

Aldım çiçekleri, arabanın içine fırlattım... 

"Ulan sevmediğimi biliyorsun, ne diye aldın?"

"İçimden geldi, ne öküzsün?"

"Alma, çiçek miçek alma... Yakında mum ışığında yemek bile yeriz herhalde"

"İçimden gelirse YİYECEĞİZ!!!"

"NAH YİYECEĞİZ!!!"

Görmüş olduğunuz gibi burada öküz biraz ben oluyorum, evet! Bu çiçekleri veriyor, ben eziyorum. Evimin önünde en son çiçekleri yere atıp üstünde tepiniyorum. Sonra bu tuttu beni bloğun içine soktu. Tartışıyoruz böyle. İkimiz de geveze, susmak yok asla...

En son asansöre girdik, en üst katın düğmesine bastık ve öpüşmeye başladık! Artık kavga sonrası sevişme klişesi mi dersiniz, ne dersiniz bilmiyorum. Tek bildiğim asansörde sevişmenin HARİKA bir şey olduğu! Biz böyle 2 kere inip çıktıktan sonra bizim kattan birisi asansörü çağırmış. Haberimiz yok ama! Devam ederken asansör yavaş yavaş durdu, katın sayısına bakmamla üç buçuk atmam bir oldu. AMK bizim kat lan! 

O an nasıl olduğunu bilmiyorum ama ışık hızıyla üstümü başımı düzeltiyordum, bir yandan da benimkine vuruyordum hahsgds. Tam kapı açıldı, karşımda babam! Çöpü kendisi dışarı atmak için asansörü çağırmış. Bizim gözler tabi faltaşı gibi. Oğlum ne yapıyorsun filan dedi, ben de hayatımda teklediğim nadir anlardan birini yaşadım. Dışarıda arkadaşıma rastladığımı, beraber eve geldiğimizi filan söyledim. Allah'tan bu asansör niye yukarıdan geldi o zaman gibi bir soru sormadı. Dalgındı herhalde, yoksa sıçmıştık.

Ve benimki ailemle bu şekilde tanıştı. O akşam iki saat sohbet ettik, ezilmeyen çiçekleri aşağı inip topladı, bir de üstüne getirip anneme verdi. "Sizin için, size layık değil ama" diyerek de annemin gönlünü çaldı puşt ahaha.. Bizimkiler çok sevdi, en kısa zamanda yeniden davet ettiler. Yatıya kalmasını söylediler ama ben resmen kovdum. Giderken pişkin pişkin "en kısa zamanda kalmaya gelcem" dedi. Kaldı da wuhuuu! :p


2. Benim ailemle uzun uzun tanışma kısmını yazdım, hatta şimdi bakıyorum da gereğinden uzun olmuş :D Ben de onun ailesiyle yine rezil bir durumda tanışmıştım. Onların evindeyiz, havuzunda yüzüyoruz. Daha doğrusu bana yüzme öğretiyor, ben pek beceremem de. Arada sırada da elliyor tabi, ders yalan oluyor. Sonra deve güreşi moduna girdik, ben bunun sırtına çıktım. Suratıma su fırlatıyor, gözlerimi kapatmışım. Gözlerimi açtığımda karşımda bir kadın, bir adam ve bir kız gördüm! O sırada dengeyi kaybettik ve havuza gömüldüm. Ben de annesi, babası ve kız kardeşiyle böyle tanışmıştım. Aile konusunda rezil başlangıçlar yapıp güzel bir yola geçmiştik. 

3. Maçka Parkı'nın oradaki süs havuzuna fırlattım bunu. Neden fırlattığımı hatırlamıyorum, canım sıkılmış olabilir jahhdfjsd...

4. Beraber resim sergisine gidip fular takarak aptal resimler karşısında aptal aptal yorumlar yaptık. Birilerini sanat eleştirmeniyiz diye kekledik. Kübik resimler üzerine Hıncal Uluç vari konuşabilirim istediğiniz zamanda. Nü pozlar verebiliriz diye dolaşmamız da vardı, fazla şarabın yan etkileri.

5. Beraber ev bakmaya gittik (öylesine), emlakçılardan biri cadaloz karının tekiydi. Sarışın İzmirli teyzelere benziyor aynen. Kırmızı rujlu modelinden hani... Hakan evi çok beğendiğimizi ve tutmak istediğimizi söyledi. Denyo bir de yanında para getirmiş, 6 aylık kira ve depozitoyu karının eline tutuşturdu. Benim bunlardan hiç haberim yok. Sonra da karının yanında dudağıma yapıştı. Harika bir evimiz olacağını ve ileride evlat edineceğimiz çocuğumuzla mutlu mesut yaşayacağımızı söyledi. Kadın güle oynaya, ağzının salyaları aka aka aldığı paraları inanılmaz bir hızda geri verdi ve son donakaldı. O telaşı, o ağzının hareketsiz kalışı, gözlerinin pörtleyişi hala aklımda. Hortlak gördü sanki orospu. Tabi evi vermedi, biz de o balmumu heykeline dönmüş hareketsiz dururken yavaştan kaçtık.

6. Avrasya Maratonu'nda arkadaşlarla beraber koşup Boğaziçi Köprüsü üzerinde piknik yapmamız. Bir dolu güzel fotoğraf çektik, bizim getirdiğimiz yemekleri de Hakan'ların mutfağında yapmıştık. Daha çok o yaptı tabi, ben tüketim canavarıyım :D Sonra Boğaz Köprüsü'nü onun omuzlarına binerek geçtim. Beni omuzlarına almayı seviyordu nedense. Gerçi 80 kiloluk bir erkeğim, ama o da güçlüydü. Nema problema!

7. Fransa maceramız! Bu baştan aşağı acayip bir maceraydı zaten, ileride uzun uzun anlatacağım. Zorla beni operaya götürdü, sonra da operadan çıkan Türk tur kafilesinin otobüsünün önünde Ankara'nın Bağları çalmaya başladı, hepimiz de oynadık. Takım elbiseyle Ankara'nın Bağları, Paris'in ortasında! Nereden baksan manyaklık oluyor hahsdghhs...


8. Beraber Shameless izlediğimiz bir gün suratına yumruk atmıştım. İnanın o anki ruh halim çok manyakmış. Ian x Mickey benim şu dizi alemindeki favori eşcinsel çiftimdir. Bayılıyorum, haklarında fan fiction yazmışlığım bile var hani. Onları bayağı sevdiğimi söylemiştim, biz de böyle olalım demiştim. Olalım da ev mi soyalım lan diye cevap vermişti. Yok yahu tutkuları, şehvetleri harika gibisinden zırvalamıştım. Tamam ulan olalım gibi bir şey dediğinde de suratına yumruğu çaktım. Sanırım kendisini Mickey'e benzetmeye çalıştım. Malum onun suratında sürekli irili ufaklı yaralar oluşuyor ya hahdghshd. Senin amına koyim ben diye bağırmıştı hahaha. Sonra bayağı bir öperek, baştan çıkararak kendini affettirdim tabi. O günün akşamı beraber dışarıda yürürken "Bir deliye aşık olduğumu biliyordum" demişti. Yerim lan, başkaydı o.

9. İleride ölümden filan bahsediyor bu, bana da sordu ben öldükten sonra naparsın diye. Ben olayı direkt Yeşilçam'a bağlayıp şunu demiştim: "Avukat tutup evini, arabanı ve paranı üzerime almaya çalışırım" Bazen çok rezil olabiliyorum, ama sadece iş duygusala bağlandığında. Ondan sonra 3 gün Yeşilçam modunda gezdik. Bunun intikamı olarak meşhur tokat sahnesini gerçekleştirdi bana hırbo... 

10. Bunun Çatalca'da bir yazlığı vardı, şehir dışına çıkmadan kafa dinlemek için ailesiyle yazın bazı zamanlarda gidiyorlardı. Yılbaşında beni götürdü oraya, beraber keyif yapalım, yeni yıla girelim diye. Isıtma sistemi bozulmuş, hem benimki, hem de siteye bakan kişi yapamadı. Zaten sitede bir biz, bir de o görevli var. Çatalca'nın bir köyünün ta dışındayız, benim Avea çekmiyor bile. İşte evde Ufo filan bulduk, şömineyi de yaktık. Saat 8 gibi, eğleniyoruz, koca villanın her yerinde sevişme filan, ilerleyen saatlerde daha yakın temas. Bu manyak gidip Face'e yazmış nerede olduğunu filan. Saat 10 gibi bir sürü arkadaşı geldi eve amk! Battaniye altında oynaşıp keyif yaparken kapı bir çaldı, yerimden sıçradım. Hava da gayet soğuktu hani, o sırada bu kapıya bir açtı "Sürpriz!!" diye çığıran bir topluluk ve soğuk hava girdi içeri. Ha siktir noluyor diye bağırmıştım ama o ses hangamesinde kayboldu gitti. Selin beni görünce "Ben demiştim gitmeyelim, al batırdık" diyerek özür diledi. Sorun değil filan derken getirdikleri içkiler, kuruyemiş ve yiyecekler ile biraz olsun şaşkınlığım gitti haha. Direkt kendimi yemeğe verdim. Üst kata çıkarttım bunu, ağzına sıçtım. "Söz telafi edicem" dedi, etti de. Bkz: 7. madde

---

Daha anlatmadığım durumlar da var tabi ama yazı zaten yeterince uzun oldu. Biz böyleydik, biz böyle iyiydik be. Ama ne demiş Nelly furtado ablamız "Her güzel şeyin bir osnu var" Şunu sorarak yazıyı bitireyim.

Sizin başınıza gelen acayip, ilginç olaylar neler? Eminim ki gayet orijinal olaylar yaşamışsınızdır :)

[GHH]

This entry was posted on 27 Eylül 2014 Cumartesi and is filed under ,,,,. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0. You can leave a response.

13 Responses to “İlİşkİde Yapılan Çılgınlıklar, Maceralar ve Daha Fazlası...”

  1. Yaşadıklarımdan en ilginçlerinden biri şuydu sanırım; http://arayipbulamadiginsey.blogspot.com.tr/2014/08/doguramadm.html :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu cidden inanılmaz komik bir hikaye, 5 kere okudum ve her seferinde yarıla yarıla güldüm hahaha :D

      Sil
  2. İlginçmiş gerçekten, çiçekle ilgili benim de benzer bir anım var. Ama çiçek veren bendim. :D Ne yapacam ben bunu dediğinde tabiki münasip bir yer.... dememiş ben bilmem ben verdim orasını sen düşün demiştim :D

    Bir de nedense yurt dışında Ankara'nın bağlarının böyle değişik bir etkisi oluyor. Almanya'da az oynamadık onunla :D

    Bir pazar sabahı hoşluğu oldu yazı, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çiçek olayına hala karşıyım, ben çiçek sevmiyorum çünkü :D

      Ankara'nın Bağları'nın gerçekten de böyle bir etkisi olduğu kanıtlanmış oldu. Normalde asla dinlemem, ama bir nişanda, düğünde ya da yurt dışında kopuyoruz bununla ahaha :D

      Ne demek, rica ederim :)

      Sil
  3. Baban görseydi...!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neler olurdu bilemiyorum ama annemin tepkisinden daha olumlu olacağını söyleyebilirim :D

      Sil
  4. Ya sen ne çeşit bir öküzsün? :D Benim sevgilim bana çiçek alacakta gecenin bir vakti gelip verecekte ben onu tersleyeceğim. Haşa! Ne kadar ekşınlı bir hayatın-daha doğrusu hayatınız-var ya. Benim hiç böyle ilginç anılarım falan yok. Okurken acayip zevk aldım ellerine sağlık çok güzel olmuş. Okurken bir şeyi fark etmemi sağladı ama: Ben bildiğin hetero gibi yaşıyorum lan. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben çok acayip bir insanım. Sorma ya ben de çözemedim. Ama kendim gibi delileri buluyorum hep. Sıradan insanlardan sıkılıyorum bu yüzden, bana böyle hep ekşın lazım haha. Sen de denyo bul, bak çok güzel oluyor :D

      Sil
  5. Nasıl bırakırsın böyle tatlı bir denyoyu?:).ne yapıyor bari şimdi bu çocuk ölmedi inş:)?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyin göçü yaptı ya, yurt dışında yaşıyor :)

      Sil