Dere Tepe Gezdim, Sonunda Huzuru Buldum

6 Comments »


Hayatım boyunca sağlam adımlar atmak adına bir şeye karar vermeden önce düşünüp durdum. Buna rağmen yapmış olduğum çeşitli hatalar var. Pişmanlıklarım, unutmak istediklerim, toprağa gömdüklerim ve daha fazlası... İnsan hayatı daha monotonlaştığı zamanlarda yapmış olduğu salaklıkları bile özlüyor sanırım. Ben de bu sıralar tam olarak bu durumdayım. 

İşten ayrılmak, ilişkiyi sonlandırmak, aileye rest çekmek, parasız kalmak, normal zamanlarda dönüp bakılmayaca halde azgın durum yüzünden istemediğin biriyle seks yapmak, depresyona girmek, çok istediğin bir şeyi elde edememek ve aklıma gelen daha onlarca aptal durum... Hiçbirinin şu anki düşüncelerimle alakası yok. Nedenini bilmediğim bir şekilde kendimi yalnız hissediyorum bu sıralar.

Ben tek çocuğum. Annem ve babam çalıştığı için hayatım boyunca genelde tek başıma kaldım. Dolayısıyla yalnızlığa ve tek kalmaya alışığım. Çocukluğumda ve ergenlik yıllarımda hiç sorun etmiyordum, çünkü zaten alışkındım. Ama son zamanlarda yalnız kalmaktan sıkıldığımı fark ettim. Evde bile tek başıma odamda bir şeyler yaptığımda sıkılıyorum. Oyun oynamayı, kitap okumayı, müzik dinlemeyi, film/dizi izlemeyi çok severim, bıraksalar sabaha kadar bu aktiviteleri gerçekleştiririm. Ama dediğim gibi son zamanlarda 20 dakikalık en sevdiğim komedi dizisini izlerken bile bir sıkılma geliyor bana. 


İlk başta seks yapayım geçer gibisinden oldukça yüzeysel bir çözüme başvurdum. Gittim oldukça hoş bir çocukla çatır çatır seks yaptım. Hiç de mutlu hissetmedim sonrasında. İçimdeki bu duygu devam ediyordu. 

Sonra belki duygusal bir şeyler yüzünden böyle oluyordur dedim, kendimi yakın hissedeceğim biri var mı diye bakındım. Tabi ki bulamadım. 21 yaşında "aşk arıyorum" diyen yeni ergenliği bitmiş gençlerimizin triplerini çekmek zorunda kalmak daha çok depresyona sokar beni.

Arkadaşlarımla görüştüm, içtim içtim içtim. Dilediğimce eğlendim, yıllardır dağıtmadığım kadar dağıttım. Bana vermiş olduğu tek duygu gün aydınlandığında hissettiğim inanılmaz baş ağrısı oldu. 

Böyle içen içe enerji patlaması yaşıyorum, sebebi de sıkıntıdan. Bir şeyler yapmam lazım dedim. Aldım sırt çantamı yanına, atladım arabaya ve Düzce'ye gittim. Aklıma ilk burası geldi. Zamanında bir arkadaşım Düzce'deki bir şelaleden bahsetmişti. Birden aklıma gelince bu macerayı yaşamalıyım dedim ve yola koyuldum. Yol boyunca en sevdiğim şarkıları dinledim, bağıra çağıra eşlik ettim. Yaklaştığımda ise içim uzun süreden sonra ilk defa heyecanla doldu. Samandere Şelalesi'ni oldukça merak ediyordum.



Şelaleyi görür görmez aradığım şeyin bu olduğunu anladım. Gözleme yapan teyzelerle sohbet edip leziz gözlemelerinden yedim, 3 kilometrelik patika yolu yürüdüm, dönüş yolunda bisiklet kiralama yerinde bisiklet kiralayıp sürdüm, şelaleye girip dizlerime kadar buz gibi suyun içinde kaldım, bir sürü foto çektim (Hepsi makinede, bir de bu yazı aslında gezi yazı değil o yüzden eklemedim) ve en güzeli de şelalenin kenarında gördüğüm hamakta 2 saat boyunca dinlenip hayatımdaki her şeyi uzun uzun düşündüm. Rahatlama buydu, benim de buna ihtiyacım vardı. En azından çözümü bulduğum için çok sevinmiştim. Nasıl rahatladığımı size anlatamam. Şehirden, insanlardan, yaşanmışlıklardan bazen uzaklaşmak insana çok iyi geliyor. Bence herkes bunu arada yapmalı. Ya en yakın arkadaşınızla yapacaksınız, ya da benim gibi tek. Bundan sonraki ara verme molalarımı en yakın arkadaşlarımla yapmayı düşünüyorum.

Bazen İstanbul böyle boğuyor beni. Gittiğim yerde yaşadığım anılar, rast geldiğim insanlar, trafik, kalabalık, boğucu hava ve sinir harbine yol açan durumlar yüzünden nefes alamayacak düzeye geliyorum. Kaçık rotalarımı ise buldum. İstanbul yakınlarındaki şelalari dolaşacağım ilk etapta. Kendimi dağa, ormana, suya vuracağım. Rahatlamanın türlü türlü yolu var, benim de terapim bir nevi bu. 


Bunlar dışında son zamanlarda neler yapıyorum, onlardan bahsedeyim biraz da...


  • Ekşi'ye yeniden yazmaya başaldım, uzun süre ara vermiştim.
  • Ayı Sözlük'te yazmaya başladım ayrıca. Aklıma gelen durumlarla ilgili saçmalıyorum işte. 
  • Yazın gerçekleşecek hayalim için çalışmalara devam ediyorum. Bazen de bu durum sıkıyor beni, gün geçtikçe ara sıra gerilmelerim artıyor. 
  • Sapığım oldu bir tane. Sosyal medya hesaplarımdan bulmuş beni, takip edip çeşitli şeyler yazıyor. Telefondan, Whatsapp'ten, Twitter'dan, Face'ten, ve Romeo'dan engelledim, bu sefer de diğerlerinden buldu ahaha. Yeminle teknoloji çağında birini hayatınızda çıkarmak zor. En sonunda arayıp ana avrat söveceğim de du bakalım.
  • 1 yıldır Hollanda ve Amerika'da olan en yakın arkadaşlarım Mayıs başında geri dönüyorlar. Onlarsız İstanbul sıkıcı oluyordu.
  • Antalya'da ev bakıyorum, eğer yazın istediğim olursa İstanbul'da uzaklacağım 3 seneliğine. Biraz nefes almaya ihtiyacım var. Umarım Antalya olur, orayı çok istiyorum.
  • Nedenini bilmiyorum ama hayatımda bir kere para verip eskortla yatmak istiyorum. Birine para verip bunları bunları yapcaz demenin nasıl bir duygu olduğunu merak ediyorum :)
  • Huzur Sokağı temalı bir gey hikaye yazmak istiyorum. Muhafazakar Ali ile orospu ruhlu Orçun'un Fatih'teki Huzur Sokağı'nda yeni inşa edilen apartman dairesi sayesinde yaşadıkları ihtiras, şehvet, sesk, tutku ve muhafazarlık yüklü bir hikaye. Can sıkıntısı başa bela amk! :D
  • PS4 ve Xbox One arasında kaldım. Hala hangisini alsam diye düşünüyorum. Bir akıl, bir yardım lütfen.
  • Youtube'da kanalı olan bir arkadaşım 5 bölümlük video çekimi için konuk olmamı istedi. Youtube ünlüsü olma yolunda ilk adımı da attım haha. PS Move üzerinden ceza oyunları oynayacağız.
  • Senaryosunu çaldıkları için bir diziyi şikayet eden arkadaşım açtığı davada şahit olarak yazdırdı beni. Yakın zamanda hayatımın ilk mahkeme deneyimini yaşayacağım. O kadar The Good Wife izledim, hazırlıklıyım. İtiraz ediyorum sayın hakim! (Upss, bu başkaydı yahu hehe)
  • Yemek yapmaya başaldım. iPad'e yemek uygulamaları indirdim. Yeni yeni tatlar deniyorum. Hazır Oktay Usta paralelci ilan edildiğinden yerini alabilirim sanırım. Programını adı Pembe Elma olacak. Gönül isterdi ki Logo'da filan programın yayınlansın, ama işte hayaller Logo, gerçekler Flash TV.
  • Glee bittiği için o kadar mutluyum ki. Evde bayram havası estirdim. Kanımı çeken o Blaine ve Kurt salağından kurtulmak harika bir duygu. Dizi alemi içerisinden en iğrenç gey çiftlerdi.


İşte böyle. Bu ka'a...

Ben Buraya Çıplak Geldİm Lan!

5 Comments »


Bazen yatağıma uzanıp uzun uzun düşünmeyi çok seviyorum. Her şey uzaklaşmak ve kendi düşüncelerimden oluşturduğum ütopyaya yolculuk yapma hissi mükemmel hissettiriyor. Bu ütopyada gerçekçi ve en baba hayalperestlere taş çıkarsacak bir skalada ilerleyen olaylar silsilesi oluyor. Hayal kurmak güzeldir, yaratıcılığınızı artırır. Hele bir de rüyayla birleştiğinde tadından yenmez, neredeyse gerçek olur. Sonra gerçek dünyaya geri dönüyorum, pencereyi açıyorum ve bir sigara yakmak istiyorum. Yakamıyorum ama, çünkü sigara kullanmıyorum amk :)

Daha çok ev insanıyım ben. Evimin kapısından içeri adım attığımda yeniden dışarı çıkmam için büyük bir itici güç gerekiyor. Bazen canım sıkıldığımda girdiğim uygulamalarda yazıştığım kişiler 5. dakikadan itibaren bana kahve(!) içmeye gelsene dediklerinde "hayır" diye cevaplıyorum. Bunun sonucunda beni garipliyorlar. Ama onun kahvesinin vereceği zevki oturduğum sıcacık evimde sağ elim de sağlıyor. Ne gerek var giyinip İstanbul trafiğine çıkmaya. Soruyorum size, yaptığım çok mu anormal? 

Kış yüzünden mi bilmiyorum ama bu aylarda genelde hayattan zevk alma olayım azalıyor benim. Her ne  kadar Mart ayına girmiş olsak da havada belli bir ısınma durumları daha yaşanmıyor. Hayatımın odak noktasında işimle ilgili bir durum olduğundan dolayı sevgiliye, buluşmaya ya da yatmaya vakit ayırmıyorum. Sırf bu yüzden hayatımda ilk defa rastladığım İstanbul'da yaşayan, mavi gözlü Yahudi diş hekimini engelledim :D Böyle bir kombin bir daha ne zaman karşıma çıkar bilmiyorum. Diyorum ya enteresan bir insanım. Adamın zevkini sonuna kadar sömürmem, onu da zevkten uçurmam gerekiyorken ben "engelle"ye bastım ve hayatımdan çıktı. Sanal dünyada bazen tanrıcılık oynayabiliyoruz böyle, güç bizim oluyor. Bazen de başkaları bizim üzerimizde tanrıcılık oynuyor, o zaman da göte gelmiş oluyoruz işte. 



Geyler kendilerini yıllar yıllar önce bir sürü kategoriye ayırdıkları için şimdi yazacaklarım garip kaçmaz. Ben daha çok nasıl desem, mmm "hetero" zevklerine sahip bir geyim. Bu ne demek oluyor? Şöyle bir şey:

-Stadyumda, televizyonda, kafede filan maç izlemeye bayılırım. Halı sahada maç yapmaya da bayılıyorum.

-Oyun oynamaya bayılırım. PS4, Xbox One, Wii U... Hepsinde deli gibi oyunlar oynarım, gram sıkılmam.

-Nevizade dışında özellikle salaş meyhanelerde içmeye bayılırım. Bu tarz ortamlar hoşuma gidiyor. 

-Partilere, gey barlara filan takılmayı sevmiyorum. İçeceksem dediğim gibi yukarıdaki maddede yazdığım yerlerde ya da evlerde içmeyi seviyorum. 

-Birileriyle tanışmak ya da sevgilisiz yaşayamamak bana göre değil. Elbet ben de insanlarla konuşuyorum, buluşuyorum ama her görüştüğüm erkeğe potansiyel sevgili, yiğit, delüğanlı, evimin direği, yavuklu gözüyle bakmıyorum. Gey tanıdıklarımın çoğu bakıyor ama emin olun.

Anime izlemeyi, manga, çizgi roman okumayı çok seviyorum. Sağlam koleksiyonum da var. Fantastik kitaplar da oldukça ilgimi çekiyor. Figür de biriktiriyorum.

Şimdi en kaba tabirle bu şeyler benim hayatımın odak noktasında olan durumların bazıları olarak nitelendirilebilir. Tanıştığım insanlarda da genelde böyle ilgileri bulamadığım için buluşmalar eğlenceli geçse bile hep bir "eksik" oluyor benim için. Şöyle 19 - 20 yaşımda olsaydım "sevgilim olmazsan yatamayız, olmaz ama" tribinde de olurdum kesin :) Şimdi ise fırsatını bulduğumda hiç affetmem, çatır çatır - duvardan duvara - sabahlar olmasın diyerek - inletere hgqfwefqfdqf :D



Çeşitli toplantılara, etkinliklere, konferanslara katılıyorum. Her sene onur yürüşünde göğsümü gere gere geziyorum. Hetero arkadaşlarımın hepsi beni biliyor, çünkü ben olduğum kişiyle "kendimle" gurur duyuyorum. Bu duygu benim için "aman ne düşünürler", "dışlamasınlar beni", "herkese söylerler mi?" tarzındaki soruların çok ötesine geçti zamanla. "Siktir et ne derlerse desinler. Arkadaşlarımsa her türlü arkamda olacaklardır" düşüncesi oluştu bende. 

En son buluştuğum kişiyle bu tarz konularda konuşuyorduk. Kendisi beni "homofobik gey" olarak nitelendirmişti hhyrhwhjhehe. İzninizle önce bir güldüm. Bunu diyen kişi feminenlerden nefret ediyordu. "Kadınsıyla yatacağıma kadınla yatarım" düşüncesinde biriydi. Adama düzgün bir şekilde anlatıyorum, anlamıyor. Ne dediysem bana mısın demedi. Şizofrendi sanırım. Kısaca onun gözünde ben homofobik bir geyim, kendisi ise püri pak. 

Biraz da geylerle iletişim içinde bulunmayı bu yüzden sevmiyorum. Başka şehirlerde durum nasıl bilmem ama İstanbul'da her türlü manyağa rastlıyorsunuz. Buluşmaya saygıdan dolayı takım elbiseyle gelenden 2. buluşmada yüzük takalım diyene, evlat edinmekten bahsedenden tutun, doğan görünümlü modifiyeli şahin arabası olana kadar türlü türlü gey gördüm ben. En normalinin bile zamanla bir anormalliği ortaya çıkıyor. Benim için de geçerli bu. Ben de manyağım, ama sadece ilk zamanlarda göstermiyorum bunu. Her şey raylı rayına oturduktan sonra ortaya çıkıyor bende :D

Son zamanlarda hayatımda çok farklı durumlar yaşamadığım için bu sefer böyle biraz çorba bir yazı oldu. En azından okuyacak güzel bir sunmuşumdur diye düşünüyorum. Arayı fazla açmayacağım, söz! Yazmayı çok seviyorum ama her şey o kadar yoğun ki! Ağustos'tan sonra istediğim olay gerçekleşirse oldukça fazla boş zamanım olacak, o zaman döktüreceğim :)

***Bundan sonra ne hakkımda yazacağımdan bahsedeyim. Bir nevi gelecek yazının fragmanı ahaha: Bir ara Facebook'ta rastlamıştım. Geylerin aile oluşumu varmış. Böyle araştırdım ve en az 10 tane gördüm. O aileler ilgili bir şeyler yazacağım, çünkü aşırı komik. Hatta kahkahalarla gülmüştüm, bayağı malzeme var orada. Fake bir FB hesabı açmam lazım, benim yok biliyor musunuz? :D En kısa zamanda GHH olarak aileler hakkındaki yazımla buradayım. 

Seviyorum la sizi biliyorsunuz :p

[GHH]

Barcelona'da Grup Seks Yapan Eski Sevgilim ve "Ben"

21 Comments »


Ben sevdim eller aldı lan. Ben yetiştirdim, büyüttüm, besledim, değiştirdim. Gitti o özelliklerini başkasının üzerinde kullanıp beni etti gavurun dölü. 

Bu sefer kısa keseceğim, yazmak yerine bir nevi kusmak olacak. Arada arkadaşlarla içmeye gideriz Nevizade'ye. Her zaman gittiğimiz mekan da bellidir: Sanat. Canlı müzik ve içme faslı içip gittik yerleştik bir güzel, şarkı söyleyecek çocuk çıktı. Biz tepolar tutuyoruz, bir yandan da içiyoruz. Sigara bağımlısı bir arkadaşım "dışarı çıkalım, hem sigara içcem hem de sana bir anlatcam" dedi. Çıktık dışarı, konuşacağı konu da eski sevgilisiyle barışmışlar, doğru karar verip vermediğini bana soruyor. Eski sevgilisi çok hoş çocuktu, bizimkinin mallığı yüzünden ayrılmışlardı. Kararı onayladım, onu bir daha kaçırma dedim içeri geçtik yeniden.

Masaya oturdum, kafamı çevirdim ve benim eskiyi gördüm! Almış eline şarkı söyleyen çocuğu gitarını, oturmuş şarkı söyleyecek denyo! Şansımı sikeyim modunda takılırken bizimkilere hadi kalkalım gidelim dedim. Oralı bile olmadılar, hatta F, selam naber durumuna girdiler. Bu bize oradan el salladı, sonra da eliyle beni işaret edip bir şeyler geveledi. Ben anlamadım. Ortam hem kalabalık, hem kartanlık, ben de hem sarhoşum hem de şaşkın. 

Sonuçta Barcelona grup seks yaparak beni aldatan yakışıklı, sevimli, sempatik bir orospu çocuğu kendisi. Benimki de drama. Adamın Barcelona grup seks yaptığı kişilerden biriyle Beyoğlu'ndan karşılaştık. Bu patavatsız embesil, hafta sonu Point'te parti var, arkadaşın da katılmak istersen gelsin demişti ahahahha. Olm çok pis rezillik ya. Ben hala bizim oç'yi neden orada tramvayın önüne atmadığımı bilmiyorum. Neyse, konuya dönelim!

Bu yılların şarkısı olan "Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim"i söylemeye başladı. Ben de içimden 'biliyorum, sen oldukça kaliteli bir şerosun' diyorum. Gavat güzel de söylüyor hani ve şarkı benim en sevdiğim şarkılardan biri. Salak gibi gittim yanına eşlik ettim karga sesimle. Bu şarkı bitince benim yapmış olduğum durumdan cesaret alarak elinde bir şişe rakıyla masamıza oturdu. Bir muhabbet, bir cilve, bir flört ki sormayın gitsin. Ve hoşuma gitti bu durum. Oldum olası flörtleşmeyi sevmişimdir... 



Bu o konuşma sırasında suratıma bakıp üç kere "özür dilerim" dedi. Sadece bu cümle, ama ben anlamıştım neyi kastettiğini... Ben de şerefe yapıp geçiştirdim, çünkü söyleyecek bir cümlem yoktu. 

Londra'dan gelen bir arkadaşım vardı, Airbnb'den Cihangir'de ev tutmuş. Hadi eve geçelim dedi. Biz böyle kızlı erkekli Cihangir'deki eve gittik. Tabi içkiler, yemişler, cipsler alındı. Eğlence evde devam edecek tabi. Benim öküz de geldi, kendi arkadaşlarını ekti. Yolda ben de salak evde acaba kızlı erkekli kalıyoruz diye polisler basar mı geyiği çeviriyorum. 

Vardık eve, yayıldık salona. Müzikler ve şişeler açıldı, abur cuburlar saçıldı. Geyik yapanlar, oynayanlar, birbirlerini süzenler filan var. 80'lerde kötü şoko partileri gibi bir ortam, ev de zaten 80'lerden kalma gibiydi. Gece yarısına yakın gidenler oldu. Kaldık evde 6 kişi. Ben de gidecektim ama Bakırköy gözüme uzak gözükünde kalmaya karar verdim. Benim öküz de kaldı. Yatakları filan belirledik, benim yatağım onunkinden uzakta ve ayrı. Yorgunluktan hemen uyuyanlar oldu, ev sahibi olan arkadaşım Tinder'da tanıştığı çocukla sevişmek için odaya çekildi jajfhwkjeke.

Biz denyoyla beraber kaldık. "Neden yaptın?" diye sormak istiyorum ama ağzımdan kelime çıkmıyor. Merak ediyor insan. Ben de yurt dışına çıkıyorum ama biriyle beraberken orgy'lere katılmıyorum. Nereden esti amk demek istiyorum ama möl möl suratıma bakarken bir şey diyemiyorum. Müziğin sesini kıstım, "ben yatıyorum, doğal olarak sen de" diyerek bunu tuttuğum gibi yatağa attım. Gömleğini yırttım, ters döndürdüm, boxerını sıyırdım ve sabahlar olmasın diyene kadar verdim küsküyü jhahrtjwkej. Ben öğrenciyken satılan ucuz porno dergilerdeki hikaye ağzıyla yazmak eğlenceli oluyor amk ahahaha... 

Bir kere bile öpmedim
Bir kere bile sarılmadım
Bir kere bile saçını okşamadım
Bir kere bile güzel bir söz söylemedim
Bir kere bile hisli bakmadım

Sadece sert bir sikişti... Bu kadar. S-İ-K-i-Ş...

Sabah en erken ben uyandım, saat 9 gibiydi. Hızlıca bir duş aldım, üzerini giyindim ve çantamdan not kağıdıyla kalem çıkardım. Salonda da bant buldum. Hızlıca yazıp göğsüne yapıştırdım ve evden çıktım.

Nota da şunu yazdım:

"Seni sikmek iyi geldi. Bye"


---


Yapmalıydım, yapmak zorundaydım. O gün nasıl huzurlu olduğumu ise size anlatamam.

Tam Benlİk Bİrİsİ Var

12 Comments »


İnternet alemi çok enteresan. Sergi gibi lan, böyle bakıyorsun, seçtiğin kişiler oluyor, onlar da seni seçerse anlık veya uzun vadeli güzellikler yaşıyorsun. Seçme ve seçilme kısmı ise en enteresan olanı, bu durumdan 50 sayfalık yazı bile çıkabilir. 

Rastgele herhangi bir uygulamada dolaşırken dank diye karşıma çıkmıştı bu yazının ana kahramanı olan deve. Gayet şapşal bakışları, kendine has bir yazı dili ve hoş gözleri vardı. Hiçbir zaman porno yıldızı veya manken tipindeki insanlara ilgi duyamadım. Bu tipteki insanlar hele bir de Türkse götleri bayağı bir kalkık oluyor. Siz de biliyorsunuz zaten.

En son Hakan'dan beri insanlara karşı nasıl desem, sıcak duygular hissetmemiştim. Net üzerinden birinde etkilenme garip geliyor bana. Gerçek hayatta buluştuğunda yaşadığın hayal kırıklığı veya rahatlama olayı gergin bir durum. Bu gibi durumlarda heteroların çok daha acınası durumda olduğunu düşünüp kendimi rahatlatıyorum haha :D

Ben bunun Instagram'deki fotolarını hatmettim, bakıp bakıp mutlu oldum. Sonra bir de yorum yazdım. Sözde fotoğraf uygulaması ama kim sikler amk! Bu da benim birkaç fotomu beğendi, sonra da takibe aldı. İlk işlem tamamdı, en önemli kısmı atlatmıştık.

Böyle böyle gitti derken InstaMessega'dan mesaj attım buna, burada da cevap verdi ve gerçek hayatta buluşma öncesinde son sosyal uygulama olan WhatsApp'e geçiş yaptık haha. Artık numarası bendeydi, istese de kaçamazdı. Sohbetimiz gayet eğlenceli geçiyordu, her şey hoştu. Ben ciddi ciddi hoşlanmaya başlamıştım. Eğer buluştuğumuz zaman da randevu sanaldaki sohbetlerimiz gibi geçerse ben bu çocukla sevgili olurum diyordum.




Buluşma ayarladık, Cumartesi öğleden sonra saat 13.00'da Taksim'de. Taksim'de çok güzel yemekler yapan küçük bir yer varmış, oradaki lezzetleri kesinlikle denemeliymişim. Canıma minnet, hemen evet dedim. Gün geldi. Gayet şık giyindim, süründüm yola çıktım.

Tünelin orada buluştuğumuzda + yı almıştı bile benden. Gayet sportif giyinmişti, üzerinde dar tişört beni 2 saniyeliğine de olsa günahlar diyarına götürüp getirmişti. Ama en güzel kısmı ise karşıladığı zamanki sıcak gülümsemesiydi. Güzel gülen insana aşık olunur, o derece diyorum. Çünkü gülümsenin yapmacık olup olmadığını anlayabilirsiniz. Doğal, içten gülen insanın kalbi de sıcak oluyor.

Neyse biz karşılaştık, teni tenime parmakları vasıtasıyla değdi, 2 saniyelik buluşma yanak yanağa değmesi olayını uzatıp 6 saniyeye çıkardım, elini de normalden daha uzun süre tuttum. Neden? Çünkü deliyim! Şaka bir yana, tensel teması seven bir yapım var. Hoşuma giden insana hoşuma giden şekilde yaklaşmak hoşuma gidiyor (Gey tekerlemesi olsun bu)

Oturduk masamızın başına, siparişleri verdik. Havadan sudan konuşuyoruz ama ne bir tıkanma var, ne de bir e'leme! Sohbet gayet koyu, akıp gidiyor; durdurabilene aşk olsun! Mutlu sonu görebiliyorum, sevgi emekti diyen al yazmalı bir GHH! Buluşmalarda filan böyle içimden geyik yapmayı da seviyorum hani. İlk zamanlar kendimi kasardım, bir kusur, bir yanlış söz çıkmasın diye dikkatli olurdum. Şimdi ise ne koyarsan koy, suyundan da koy modundayım hep. Ve inanın bu daha iyi geliyor!

Neyse, yemeklerimiz geldi ve ben saldırdım. Hiç acımam, iştah konusunda kendime ket vurmam. Bir yandan da muhabbet devam ediyor. İşte gitmiş olduğu Barcelona seyahati ve Circuit Gay Festivali'nden bahsediyor. O anlatırken benim gözümde bebe yağı ile birbirlerini yağlayan slip giymiş kaslı erkekler korosu canlanıyor tabi. Yaramazlık yaptın mı diye soruyorum bilerek. Açık açık evet diyor. Genelde insanlar ilk buluşmalarda namus kumkuması kesilir, onlardan olmaması hoşuma gidiyor.

Köpeğine ve 2 yeğenine çok düşkün, her Pazar sabahları arabasına köpek mamalarını doldururak barınağa gidiyormuş. Adeta bir melek, kanatları eksik! Barınaktaki köpeklerle ilgili fotolarını gösteriyor, ben ise içlerinden hangisini ileride tutacağımız en için evlat edinebiliriz diye hayal kuruyorum. Bu yazdığım kısımlar dediğim gibi geyik, yoksa ciddiye alıp beni azılı bir kezban olarak görmeyin lan. Alakam bile yoktur hani :D



Normalde bir buluşmada ortalama 2 saatte canım sıkılır, ama onunlayken böyle bir durum söz konusu. İşin kötü yanı öpmek istiyorum. Onun duygularını bilmiyorum ama hareketlerinden ve hala mıhlanmış gibi yerine oturmuş olmasından keyfinin yerinde olduğunu söylemek mümkün! Tatlı yemek için farklı bir mekana geçiyoruz, bu sırada "bir ara sinemaya gidelim" diyor. Yani ikinci buluşmayı da istiyor. Bir + daha...

Tatlı yerken kendi pastasından bir dilimi tatmam için bana veriyor, aynısını ben de yapıyorum. Paylaşımcı insan, bunu düşünmüş olması bile yeter? Şimdi ne mi yazacağım? Evet bildiniz! + tabi ki :)

Pasajları dolaşıyoruz, güzel bir moleskine defter alıp hediye ediyor bana. Beni telaş aldı tabi, çünkü ben de bir şey hediye etmeliyim. Gözüme ilk çarpan nesneyi satın aldım ona. Bir adet müzik kutusu haha, içinde balerini bile var. Tepkisine dikkat ediyorum, şaşırma, sevmeme, mutlu olmama gibi bir durum yok. Tam tersine mutlu oluyor. Demek ki onun için hediyenin ne olduğu için, düşünülmesi önemli. Artık + yazmıyorum, anlayın yahu :D

Buluşmanın sonlarına doğru evine gitmeyi teklif ediyor. Film, şarap, peynir keyfi yapalım diyor. Öğlenki konuşmalardan dolayı bunları sevdiğimi biliyor tabi, gelmem için koz. Benim de canıma minnet. Atlıyoruz arabasına ve Levent'teki evine gidiyoruz. Köpeğiyle kalıyor, yani kimsecikler yok, başbaşayız.

Filmi izliyorum, Senden Nefret Etmem İçin 10 Sebep! Klasiklerden yani. Bu arada filmin tek soznluk dizisi de oldukça güzeldi hani, tavsiye ederim. Tabi ki filmi bitirmiyoruz, şaraptı, peynirdi derken dudaklar birleşiyor. Televizyonu kapatıp, güzel bir müzik açıyor. Soyunma faslı derken kendimizi üzerimizde sadece boxerlarımız varken yatakta buluyoruz. Güzel sözler söylüyor, ben de söylüyorum. Sonrasında sabahlar olmasın diyerek duvardan duvara icraat gerçekleştiriyoruz. 

Sabah olduğunda kahvaltı hazırlamış, kahvaltıya oturmadan önce duş teklif ediyor. Ben banyoya gittiğimde arkamdan geliyor, beraber duşa girip duş alıyoruz. Sırtımı keseliyor lan, ne güzel bir durumdur bu. Çok severim de ahaha...

Mükellef bir Türk kahvaltısı yaparken o gazetesini okuyor. Tam bir aile tablosu, sanki 20 yıllık evliyiz. Bu komiğime gidiyor, gülüyorum. Neden güldüğümü sorduğunda ona da söylüyorum; bu kez beraber gülüyoruz. 

Ben artık eve geçmeyi söylediğimde beni bırakmak istiyor. Benim evim onun evine uzak olmasına rağmen kapıya kadar bırakıyor beni. Gocunmadan, usanmadan, cık demeden... Yanağımdan öpüyor, ayrılıyoruz. 

Hayatımdaki en güzel ilk buluşmalardan birini geçirmiş olmanın verdiği mutluluk ile anahtarımla kapımı açıyor ve kendimi yatağıma atıyorum. İyi ki konuşmusuz, iyi ki yazışmışız, iyi ki görüşmüşüz diyorum.

Şu ana kadar her şey mükemmeldi değil mi? Ve mükemmel bir son bekliyorsunuz bu yazıdan? Peki size bu buluşmadan sonra hiçbir şekilde aramadığını, yazmadığını, ortadan kaybolduğunu söylesem? Ne düşünürdünüz? Ben nerede yanlış yaptığımı filan düşündüm şöyle bir yarım saat, dünkü buluşmadan hızlı özetini geçtim. Sonuç? Bulamadım bir şey... Sonra da düşünmeyi bıraktım zaten, çünkü kafamı yoramam. Her şeyden önce kendim gelirim. Ama hala ara ara neden böyle bir şey yaptığını anlamadım. Yatağa atmak için yapmıştır diyenleriniz olacak, biliyorum. Ama şöyle bir durum var. Zaten ben o sinyalleri kendisine vermiştim. Böyle şeyler yapmasına hiç gerek yoktu. Ayrıca gece kalmamı kendi istedi. Ertesi sabah kahvaltı hazırladı ben uyurken, eve bırakmayı da kendisi istedi. İşi sonuna kadar götürdü yani, kestirip atmadı.

Son olarak 2 gün önce Hornet profili açtığını gördüm. Ne bir selam verdim, ne de başka bir şey. Ama engellemedim de! Normalde engellerim böyle durumlarda. Bu şeroda ise belki bir şeyler yazar açıklığa kavuştururuz, merakımı gidermiş olurum diyerekten engele basmadım. Bakalım neler olacak! 

Yazarsa ağzına sıçacak mıyım? Hem de sonuna KADAR! :D

[GHH]

Bİrbİrİmİzİ Tanısak Aslında Çok Severİz

8 Comments »


Son zamanlarda azıcık dertliyim millet... Gerçi bugün beni mutlu eden bir haber aldım aslında. İyi bir şeyden bahsederek yazıya başlamak istiyorum. Hoşlandığım çocuk vardı ya hani, sevgili yapmış olan; işte o sevgilisinden ayrılmış. Yeniden sahalara döndü (Saha=Instagram) Bunu öğrenince, onun da güzel yüzünü görünce bugün ilk defa akıllı telefonunu eline alan 7 yaşındaki çocuk gibi suratımda gülücükler açtı. Ve yeniden Hülya Koçyiğit moduna girdim. Nelerle uğraştığımı görün, hayatımda ilk defa platonik duygular besliyorum. Bu konuda acemiyim la ben.

Her zaman 6. hissim kuvvetli olmuştur. Tahminlerimde pek yanılmam. Ama bazen öyle anlar oluyor ki, kontrol edemediğimiz noktalar yüzünden hayatımızın fırsatını kaçırabiliyoruz. Burada türlü sebeplerden dolayı bir türlü kalp kalp kalp moduna giremediğimiz zalım erkek adaylarından bahsetmek istiyorum.


[Bay danayla selfie çeken denyo]

Bu benim azıcık ucundan takıntılı olduğum çocuk işte. Bir önceki yazıda da kendisinden bahsetmiştim. Instagram'a geri döndüğünü görünce böyle mutlu oldum yeniden. Şeroyla bir kez buluşsak o da anlayacak birbirimize ne kadar uyduğumuzu ama bir türlü gerçekleşmiyor. Birbirimizi tanıdıkça daha çok seveceğimize eminim, çünkü Medyum Memiş'in ruhu içime kaçtı. İşin şakası bir yana, ciddi bir şekilde her anlamda iyi anlaşacağımızı düşünüyorum. Böyle hissettiğim kişilerle sevgili olmuştum, bunla da bir şeyler istiyorum ama nakka nakinta... Bari Facebook'ta bulayım diye normalde hiç yapmadığım halde aramaya kalktım. Ama ismi öyle bir isim ki Faceboook'ta sürekli üniversite çıkıyor karşıma ahaha. (Soyisminin iki harfini bildiğim için de olabilir var, çok uyumlu luyor üniversiteyle) Lanet olsun böyle isme! Şimdi bir de ayrıldığı için biraz kırılgandır, gidip onarmam lazım. Oturduğu yeri de biliyorum, acaba önünde çadır filan mu kursam? Kafamda deli düşünceler var, beni gaza getirin ahaha :p

Olm çok tatlı lan bu, yeminle benim bu platonik durumum ne olacak bilmiyorum. 



[Bay tavşanlar gibi sevişmek isteyen doktor]

Bu da yakın arkadaşım / bir zamanların fuck buddy'si filan... Çok iyi anlaşıyoruz, eğleniyoruz, filme filan gidiyoruz ama maksimum yarım saatlik vakit geçirmeden sonra konuyu dönüp dolaştırıp sekse getiriyor. İnanılmaz azgın, anlatamam size. Öyle böyle değil, sürekli sikişmek istiyor. Sinemaya gideriz ara verilmeden önce el atmaya kalkar, restorana gideriz beraber tuvalete gitmeyi teklif eder, asansöre bineriz kapı kapanır kapanmaz ahtapot gibi saldırır. Sohbeti baldan tatlı, ama sürekli iğnesinin dikine gidiyor. O yüzden artık görüşmüyorum, her ne kadar eğlenceli bir şekilde vakit geçirdiğimizi itiraf etsem de, sürekli seks odaklı olması sıktı. Çünkü artık sekse aç bir insan değilim, doydum ben. Sabah uyandığımda gecenin üçünde onun göndermiş olduğu erotik pozlar artık beni tahrik etmiyor, aksine rahatsızlık veriyor. Bir de Türkiye 25. si bu ahaha :p

[Bay arkadaşımın eski sevgilisisin]

Çok yakın bir arkadaşım var benim. 10 senedir bir sürü macera yaşadık, deli gibi eğlendik, güldük. Son sürat devam ediyor, onu tanıdığım için çok mutluyum. Ölene kadar da dostum olacak nadir kişilerden kendisi. İşte onun bir sevgilisi vardı. Eğlenceli bir insandı, sevimliydi. Biz her şeyi beraber yaptığımız için sevgilimiz olduğu zamanlarda da yapacağımız şeylere birbirimizi dahil ediyorduk (Seks değil tabi ki. O kadar değil yahu aha) Ben de onlarla vakit geçiriyordum ara sıra, bir süre sonra sevgilisinin beni süzdüğü dikkatimi çekti. İşte 5 6 arkadaş toplandık oyun oynuyoruz diyelim, eşleşme olduğunda arkadaşımla değil de benimle eş olmak istiyordu. Bana telefon ediyordu, ben konuşurken konuyu arkadaşıma getirdiğim zaman es geçiyordu filan. Zaten bir süre sonra ayrıldılar, anlaşamadılar. Arkadaşımla benim huylarımız farklıdır, bu çocuk daha çok benim kafa yapıma yakındı. Ayrıldıktan 15 gün sonra beni aradı, buluşmak istedi. Gittim, çıkma teklif etti. Evet, bildiğiniz teklif aldım. Beni ilk gördüğünden beri aklının aslında bana kaydığını, benimleyken çok eğlendiğini ve mutlu hissettiğini söyledi. İşin açıkçası ben de öyle hissediyordum ama 4 aylık kısa bir ilişki olsa dahi arkadaşıma bunu yapamazdım. Ki kendisiyle ileride konuştuğumuzda "keşke yapsaydın, umurumda olmazdı" demişti. Ama yine de ben böyle durumları sevmiyorum, bana göre değil. Güzel biriyle de böyle bir birliktelik şansı kaçmıştı. 

***
İşte benim son zamanlarda başımdan geçenler bunlar. Geçmişe gitsem daha çok vardır, ama özellikle aklım 1 numarada. En sonunda çocuğu köşeye sıkıştırıp tehdit etcem, "amına koduğumun oğlu, bir kahve içsek çok mu şey olur lan?" dicem ahaha :D 

Sizin {bay xxx}'leriniz kimler acaba? Yazın, bana yalnız olmadığımı gösterin :)

[GHH]

Kimse Mutlu Olmamızı Engelleyemez

24 Comments »


Hayatım boyunca hiçbir zaman gey olduğum için kafamı duvarlara vurmadım, üzülmedim, yana yakıla kendimi oradan oraya atmadım. Dünya şartları ve insanların cahillikleri yüzünden belki hayata biraz geriden başlasak bile özellikle lise yıllarından sonra ileriye doğru güzel adımlarla şekillendi yaşantımız.(Liseliler için de sabredin diyorum. Her şey daha iyiye doğru gidecek) Dünyayı kendine dar eden geylere ise anlam veremedim. Böyle doğmuşsun, bunu kabul etmek yerine kendine kafayı yedirtiyorsun. Mazoşist misin dostum?

İlkokula başladığım sene sınıfımdaki sarı saçlı Ogün'le sıra arkadaşı olmak için cingar çıkardığımdan beri erkeklerin hayatımda farklı bir yeri olacağını biliyordum. Yani kendimi oldukça küçük yaşta keşfettim. 12 - 13 yaşlarındayken kafamda bir "acaba?" sorusu oluşmuş olsa da en fazla 1 ay sürmüştü. Ondan sonra gayet kendimi kabullendim ve bu şekilde yaşamaya başladım. Yok tedavi süreci, yok kızlara yönelme, yok günahmış filan. Geçin bunları yahu. Şu dünyaya bir kez geliyoruz (acaba?) onda da böyle manyak manyak şeylere kafa yormaktansa en iyi şekilde yaşamak lazım.

Yıllar boyunca kendinden emin olamayan ve eşcinsel olduğu için üzgün, kızgın yapıda olan insanları istismar eden çakallar hep oldu. Doğal olarak günümüzde de var. Şu cümleyi gördüğünüz her yerde tekrar tekrar okuyun. Eşcinsellik bir hastalık değildir, bu yüzden de tedavi gibi bir durum söz konusu o-la-maz!!! Bunu öncelikle kafanıza sokun benim canım gey arkadaşlarım. Paranızı ve zamanını böyle kalpazanlar yüzünden kaybetmeyin. Ha kafanızın dikine giderseniz ben de salak der geçerim. Olur mu? Yıl olmuş 2014, sen hala pembe panjurlu ev sahibi olup kezbanın birinden 3 çocuk yapmayı mı düşünüyorsun? Hayalin bu mudur yani? O zaman bence de senin gey olmuş olman bir hata yani. Gece karıyı uyuttuktan sonra da kendini parmaklayarak yana yakıla "yok mu beni siken" sorusuyla internet alemine abaza girişler yapıp durursun.

Özellikle ergenlik çağındakilere söylüyorum şimdi... Bu dünyada bir tek siz farklı değilsiniz. Sizin gibi milyonlarca insan var. Bulun onları, keşfedin. Sadece seks için değil, bilgilenmek için de oldukça güzel kaynaklar var. Ben mesela ergen yıllarımda e-disco.net'i keşfetmiştim. Benim için apayrı bir dünyaydı. O güne kadar geylerle ilgili bildiğim tek site o zamanların gayiz.biz'i, şimdilerin Gabile'si... Orada da doğal olarak sevgili bulma ve seks yapma alternatifinden başka bir durum yoktu. Hem zaten siteye üye olanların yarısı kendine gey değil sikici diyordu. Hala da öyle. E-disco bu konuda bana çok şey kattı. Neredeyse her başlığını okudum, binlerce mesaj yazdım. Aklı salt sekse çalışmayan geylerin yaşantılarından kesitler okudum, maceralarını dinledim, politik görüşleri hakkında sayfalarca yazdıkları makalelere göz attım, radyo programlarında seçtikleri müzikler ve skeçlerle eğlendim. İnsanın, hele de geyse en şiddetli geçeceği yıllar olan lise yılları bu sayede benim için oldukça güzel geçmişti. Bu yüzden ergenlik çağındaki her insanın E-disco'yu okumasını öneriyorum. Bildiğin gey ansiklopedisi lan, her şey var. Her şey!


Bayılıyorum bu capse ahaha :D 
Buluştuğum insanlar arasında kendini oldukça geç keşfeden kişiler vardı. 24 yaşındayken ilk kez bir geyle buluşup bir şeyler yaşayana bile rastladım. Bu bana hep garip gelmiştir. İstanbul gibi bir şehirdeysen, 24 yaşına kadar kendinden emin olmaman, o yaşa gelene kadar kendine acı çektirdiğin anlamına geliyor. Kızlarla birlikte olmalar, gece yatağa girdiğinde uyumadan önce saatlerce "hayır ben öyle değilim" diye sayıklamalar, ortamda ara sıra homofobik heterolardan daha homofobik davranmalar filan... Kabus gibi yahu! Bir insan bunu kendine yapmamalı. Biz şeytan değiliz, öcü değiliz, yaratık değiliz. Herkes gibi insanız. Yöneldiğimiz cinsiyet ise hemcinsimiz. Bu boktan dünyada elimizde olsa inanın geylerin birçoğu heteroseksüel olmak isterdi. Çünkü yaşam alanı tanımıyolar, hiçbir yerde. Sokakta, mahallede, gece hayatında, edebiyatta, sinemada, müzikte... Dayattığınız normlar bir yarrağın yanında her zaman bir adet de am içeriyor... Ve sürekli buna maruz kalmak bazen sinir bozucu olabiliyor.

Ama her şeye rağmen mutluyum, huzurluyum. Ve bütün LGBTİ bireylerin de mutlu olmasını istiyorum. Zaten birçoğumuzun ailesi, arkadaşları, çevresi mutsuz etmeye yetecek düzeydi nefret, hayal kırıklığı, pişmanlık içeriyor. Bunların yanında bir de kendi kendinize işkence etmeyin. Akışına bırakın... Bir erkeği öpmeyi seviyorsunuz, sakallı bir yüzün sakallı bir yüzü okşaması hoşunuza gidiyor. Boxer seviyorsunuz, ayakta işeyenleri tercih ediyorsunuz. Bunu kabullenin. Kabullendiğiniz zaman emin olun ki dünya gözünüze bir başka gözükecek. Siz de daha mutlu olacaksınız.

Hepimizin mutlu olması dileğiyle...

[GHH]

Düzgün Erkekler Nerede?

14 Comments »


Cevap veriyorum: Miami'de. Bu yazı da burada bitmiştir :D 

Şaka bir yana bugünkü konumuzun temeli başlıkta yatıyor canlar. Şöyle bir etrafımıza -etrafımız: hornet, grindr, tinder, romeo, manjam, gabile, scruff, bilimum gey barlar vb.- baktığımıza "ruh ikizim, kafa yapımın uyduğu kişi, can bu can, hayalimdeki erkek, kocam" tarzında diyebileceğiniz bir kişi görebiliyor musunuz? Canınız dolgun popo ve büyük yarak istiyorsa görebiliyorsunuz. Bunları herkes çok kolay bulabiliyor zaten İstanbul'da... Peki ya öteki türlüsü? Onlar neden yok hiç? Neredeler? Ve hangi sürtükler onları nasıl kaptı?

Öhöm öhöm, bu durum biraz da heterolardaki evlenecek erkek, evlenecek kız sorunsalı gibi. Onlar evlenecek insan bulmakda zorlanıyorlar, biz insan bulmakta zorlanıyoruz. Adamla trigonometri hakkında sohbete başlıyorsun, 5 dakika sonra "içime girmeni o kadar çok istiyorum ki mmmm, ohh" tadında bir şeye dönüyor. Dünya bile bu kadar hızlı dönmüyor, semazenler şaşkın lan... Nasıl oluyor bilmiyorum ama her kapı yatak odasına çıkıyor. Bu kötü bir şey mi? Değil. Ama fazlasını istediğiniz insanlarda da 2 kapı yerine sadece yatak odası kapısının açık olduğunu görmek insanın şevkini kırıyor. Hem ben mesela yattığım insanla arkadaş olamıyorum. Bir gün önce yatakta koçlar gibi tokuşurken ertesi gün patlamış mısırımızı alıp sinema koltuğumda yanımda onu hayal edemiyorum. Olmuyor, yapamıyorum. Ruhum Orta Doğu'lu lan!

Kapan kapmış bu yiğitleri, bildiğin kafeslemişler. Eğer hetero olsalardı uzun bir süre kaybetme imkanımız olurdu. Ama gey oldukları için ve geylerin de çoğu maymun iştahlı olduğu için ilişkiler uzun sürmüyor İstanbul'da. Çünkü kalbini ve alt bölgeni heyecanlandıran biri elbette çıkıyor. Aynı şekilde yine gey oldukları için de başka bir ilişkiye başlamaları da oldukça kısa zaman zarfında olabiliyor. İlişki orospusu sınıfında olanlar bunlar, yalnız kalamayan denyolar. Ya izole bir hayat yaşayacaksın, ya da bu düzgün erkeklerin arasındaki gerçek cevherlerden birini bulacaksın. Hetero olsaydık hamile kal, kafesle derdim ahaha :D

Bakın şu sıralar oldukça hoşuma giden bir çocuk var. Instagram'ından sürekli fotolarına bakıyorum. IG hesabına %90 kendi fotolarını ekleyen familyadan, bakın bu durum bile onu itici görmemi sebep olmuyor. (geylerin çoğu böyle, beğenilmek güzel şey biliyoruz tamam) Sürekli bakıyorum, baktıkça beğen tuşuna basıyorum. Orada 1 saniyeliğine çıkan kalbin üzerine dehşet ve salakça anlamlar yüklüyorum. Danayla selfie çekilen bir manyak düşünün. Ben ki zaten nerede deli varsa onu bulurum. Ama bu kişiyi bulamadım. Araştırdım, mail adresi elime geçti ve kendisine mail atmak bile istedim. Bir mail adresi alıp içimdeki her şeyi yazıp ona yollayacaktım. O da okuyunca çok etkilenecek ve bir hackerla anlaşarak IP adresi kontrolünden sonra beni keşfedip bulacaktı. Kavuşmamız dillere destan olacaktı, sahilde onun elinde benim mailimin çıktısı, benim elimdeyse kestiğimiz danadan 1 kilo kavurma. Biz olacaktık, bir olacaktık. Ne mi oldu? Gitti sevgili yaptı amk şerosu! :D


Bu kısımda kendimi kaybettim biraz; affola. Demem o ki son düzgün insanı kaybettik arkadaşlar. O yüzden dünyanın en büyük orgy'sini bu Pazar Şişli'de gerçekleştiççvbçdfkgsyhdfgdhysj

Bu yüzden uygulamalara filan 3 gündür bakmıyorum, içimden gelmiyor. İş - ev arasında mekik dokuyorum. Seks filan bahane, sağ elim şahane. Yetiyor da artıyor bile. Hem kış geldi, sıcacık evden çıkmak artık çok daha zor. Bir itici güç olacak ki totomu kaldırıp kendimi dışarı atayım. Bir de doydum gibi yahu... Sizde de böyle bir durum var mı? Telefonu açıp Hornet'e bile bakmak güç geliyor sanki. Ya da sonbahar geldiği için biraz daha durgunlaştık. Bir de şero aklıma geliyor ya. Bildiğin sinirliyim, ben ki onun için Ferhat olup dağları delerdim, GHH olup İstanbul'daki geylerin hepsine öldürücü viagra dağıtırdım. Sevgilisini bulup evine tehditvari yazıyla kaplı bir taş atmak istiyorum. Komplo teorileri filan düşünüyorum, asit kazanlarında ayaklarını eritip çorba niyetine boğazından içeri sokmak istiyorum. İstiyorum ama bunlar yerine evde oreolu çikolata yiyip "niye ben değil" diye damar şarkılar dinliyorum amk. Dertliyim blogger alemi, çok dertli...

Sizden ufak bir ricam olacak, hem eğlenceli olur. Yorum yazarken yorumunuza son tanıştığınız düzgün (size göre) insanı biraz anlatır mısınız? Nasıl biriydi? Neden ilerlemedi veya ilerledi filan gibi. Merak ediyorum valla, benim gibi düzgün insan bulmakta zorlananlar var mı diye. Düzgünden başka tam olarak uygun kelime bulamadım bu arada, bulsaydım onu kullanacaktım. 

Her şeyi geçtim, aynı zevklere sahip insan bulmakta bile zorlanır olduk. Diğer şehirlerden yaşayan arkadaşların durumunu düşünebmiyorum. Bu yazıyı hızlıca yazdım, bu nevi geçiş yazısı olsun. Diğer yazılarda görüşmek üzere... :)

[GHH]